Galeri
SERİLER
Seçili çalışmalar
Meyhane
Bir meyhanede zaman başka türlü akar. Rakı yavaş yavaş içilir, meze acele edilmeden paylaşılır, muhabbet muhabbeti açtıkça konular ve bakışlar derinleşir.
2016’dan beri meyhanelere defterimle gidiyorum. Bir masa seçiyor, kendi soframı kuruyor ve çiziyorum. Kâğıt üzerine suluboya ve kalemle çalışıyorum. Resimlerimle, zeytinyağının, rakının, mezelerin ve muhabbetin etrafında kurulan bu sofra kültürünün görsel hafızasını, oldukça kişisel ve samimi bir yerden oluşturuyorum. Müdavimlik müessesesi beni özellikle büyülüyor.
Meyhane, benim kültürümde bir erkek mekânı olarak kodlanmış. Üniversite yıllarımın büyük kısmı annemin işlettiği meyhanede geçmiş olmasına rağmen, bir kadın olarak tek başına bir meyhaneye otururken hâlâ küçük bir gerilim yaşarım. Ama şuna güvenirim: meyhanelerde insanlar birbirlerine bakmazlar. Her masa kendi muhabbetine kapılır. Böylece görünmezleşirim ve kimsenin bakışının konusu olmadan işimi yaparım.
Masaların birbirine uzaklığı, birinin diğerine doğru eğilişi, boşalan kadehler, bekleyen tabaklar, ışığın masa üzerinde dolaşması, bedenlerin birbirine yaklaşma biçimleri ve sohbetin görünmeyen hareketi defterimde yeni biçimler oluşturur. İnsanları tek tek portrelemekten çok, aralarındaki ilişkiyi ve masanın etrafında oluşan geçici dünyayı kaydederim.
Meyhane kültürünün edebiyat ve sanat tarihinde de güçlü bir yeri var. Şairlerin, yazarların ve ressamların masaları yalnızca içki içilen değil; yazılan, çizilen, konuşulan ve birlikte düşünülen yerler olmuş. Ben bu geleneğe başka bir yerden, tek başına oturan bir kadın ressam olarak bakıyorum.
Meyhane serisi Türkiye’de başladı ve hâlâ devam ediyor. Yunanistan, Lübnan ve başka coğrafyalarda da sürdürmek istiyorum. Bu coğrafyaların sofra ve sohbet kültürleri birbirine yakın ama aynı değil. Şu sorular beni heyecanlandırıyor: müdavimlik, bir aradalık ve yavaşlayan zaman, başka bir dilde nasıl kuruluyor, bana nasıl hissettiriyor? Bütün bunlar toplanınca defterim bana ne anlatacak?